Güneş Sistemi

Temel bilgiler
| Yaş | Yaklaşık 4,6 milyar yıl |
|---|---|
| Toplam kütlede Güneş'in payı | Yaklaşık yüzde 99,8 |
| Gezegenler | 8 (4 kayalık, 4 dev) |
| Tanınan cüce gezegenler | 5 (Ceres, Plüton, Haumea, Makemake, Eris) |
| Neptün'ün Güneş'e uzaklığı | Yaklaşık 4,5 milyar km (30 AB) |
| Kuiper Kuşağı | Güneş'ten yaklaşık 30 ila 50 AB |
| Oort Bulutu (tahmini) | Yaklaşık 2.000 AB'den 100.000 AB ve ötesine |
| Plüton'un yeniden sınıflandırılması | 2006, Uluslararası Astronomi Birliği |
Kısaca
- Güneş, Güneş Sistemi'ndeki toplam kütlenin yaklaşık yüzde 99,8'ini barındırır.
- Dört küçük kayalık gezegen içeride, dört dev gezegen daha dışarıda dolanır.
- Plüton 2006'da Ceres, Eris, Haumea ve Makemake ile birlikte cüce gezegen sınıfına alındı.
- Neptün'ün ötesinde buzlu Kuiper Kuşağı, çok daha uzakta ise uzun dönemli kuyruklu yıldızların kaynağı Oort Bulutu bulunur.
- Her şey yaklaşık 4,6 milyar yıl önce çöken bir gaz ve toz bulutundan oluştu.
Merkezde Güneş
Güneş Sistemi, Güneş ile onun kütle çekimiyle yörüngede tuttuğu her şeydir: gezegenler, uydular, cüce gezegenler, asteroitler, kuyruklu yıldızlar, toz ve gaz.
Güneş sıradan, orta yaşlı bir yıldızdır. Çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan dev bir küredir. Çekirdeğinde hidrojen çekirdekleri birleşerek helyuma dönüşür ve gezegenleri aydınlatıp ısıtan enerji bu tepkimeden çıkar. Sistemdeki toplam kütlenin yaklaşık yüzde 99,8'i Güneş'tedir. Yani bir bakıma geri kalan her şey ince bir artık serpintisidir.
Güneş'in kütle çekimi, sistemin en uzak köşelerine kadar etkisini sürdürür. Gezegenler, kuyruklu yıldızlar ve buzlu cisimler bu çekimle Güneş'e bağlıdır. Güneş Sistemi'nin tamamı da Samanyolu'nun merkezi çevresinde dolanır ve bir turu yaklaşık 230 milyon yılda tamamlar.
Dört kayalık gezegen
İç bölgedeki dört gezegen Merkür, Venüs, Dünya ve Mars'tır. Bunlara karasal gezegenler denir, yani Dünya benzeri: katı kayalık yüzeyli, metal çekirdekli, küçük ve yoğun dünyalar.
Merkür en küçük ve Güneş'e en yakın gezegendir. Venüs ısıyı hapseden kalın bulutlarla örtülüdür ve bu yüzden en sıcak gezegendir. Dünya, yüzeyinde sıvı su okyanusları ve yaşam olduğu bilinen tek gezegendir. Mars ise Güneş Sistemi'nin bilinen en büyük yanardağı Olympus Mons'a ev sahipliği yapan soğuk bir çöldür.
Dört dev gezegen
Mars'ın ötesinde dört dev dolanır. Jüpiter ve Satürn gaz devleridir. Çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşurlar ve üzerinde durulabilecek katı bir yüzeyleri yoktur. Jüpiter o kadar büyüktür ki içine 1.300'den fazla Dünya sığabilir.
Uranüs ve Neptün'e buz devleri denir. Gezegen bilimciler burada "buz" derken iç yapılarının büyük kısmını oluşturan su, metan ve amonyağı kastederler. Dört devin de halkaları vardır, ama açık ara en parlakları Satürn'ünkilerdir. Hepsinin kalabalık uydu aileleri bulunur.
Dev gezegenler iç bölgeyi korumada da rol oynamış olabilir. Özellikle Jüpiter'in güçlü kütle çekimi, Güneş Sistemi'nin tarihi boyunca birçok kuyruklu yıldızın ve asteroidin yörüngesini değiştirdi. Bazılarını dışarı fırlattı, bazılarını ise iç gezegenlere doğru yönlendirdi.
Cüce gezegenler ve Plüton'un yeni sınıfı
2006'da uzaydaki cisimleri adlandıran ve sınıflandıran kuruluş olan Uluslararası Astronomi Birliği, gezegen sayılmanın koşullarını belirledi. Bir gezegen Güneş'in çevresinde dolanmalı, kendi kütle çekimiyle yuvarlak bir şekil alacak kadar büyük olmalı ve yörünge çevresini benzer boyuttaki cisimlerden temizlemiş olmalıdır.
Plüton ilk iki koşulu sağlar ama bölgesini çok sayıda başka buzlu cisimle paylaşır. Bu yüzden yeni bir sınıfa, cüce gezegenlere alındı. Bu kararı tetikleyen etkenlerden biri, Plüton'la hemen hemen aynı büyüklükte uzak bir dünya olan Eris'in keşfiydi.
Bugün resmî olarak tanınan beş cüce gezegen var: asteroit kuşağındaki Ceres, daha uzaktaki Plüton, Haumea, Makemake ve Eris. Gökbilimciler dış Güneş Sistemi'nde daha pek çoğunun keşfedilmeyi beklediğini düşünüyor.
Küçük cisim kuşakları ve bulutlar
Mars ile Jüpiter arasında, kayalık ve metalik parçalardan oluşan geniş bir halka olan ana asteroit kuşağı uzanır. Filmlerde kalabalık gösterilse de büyük bölümü boşluktur. Uzay araçları onu sorunsuz geçer. Kuşağın toplam kütlesi Ay'ımızın kütlesinin yalnızca yüzde birkaçı kadardır.
Neptün'ün ötesinde, Güneş'ten yaklaşık 30 ila 50 AB uzakta Kuiper Kuşağı bulunur. Bir AB, yani astronomik birim, Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklıktır ve yaklaşık 149,6 milyon km'dir. Kuiper Kuşağı simit biçimli, buzlu cisimlerle dolu bir bölgedir ve Plüton en büyük üyelerinden biridir. NASA'nın New Horizons aracı 2015'te Plüton'un yanından, daha sonra da Arrokoth adlı daha küçük bir Kuiper Kuşağı cisminin yanından geçti.
Çok daha uzakta, Güneş Sistemi'ni kalın bir kabuk gibi sardığı düşünülen Oort Bulutu yer alır. Yaklaşık 2.000 AB'de başlayıp 100.000 AB ya da daha ötesine uzanıyor olabilir. Hiç kimse onu doğrudan görmedi. Varlığı, çok uzun yörüngelerle içeriye düşen kuyruklu yıldızlardan çıkarılıyor. Bunların bazıları Güneş çevresindeki bir turu binlerce yılda ya da daha uzun sürede tamamlar.
Ölçek duygusu
Kitaplardaki resimler gezegenleri birbirine yakın çizer ve Güneş Sistemi'nin ne kadar boş olduğunu gizler. Bir ölçek modeli bunu düzeltir.
Güneş'i yaklaşık 60 cm çapında bir plaj topu kadar küçültün. Dünya yaklaşık 65 metre ötede bir karabiber tanesine dönüşür. Jüpiter yaklaşık 340 metre uzakta iri bir üzüm tanesi, Neptün ise plaj topundan 2 km'den fazla uzakta küçük bir bilye olur. Aynı ölçekte en yakın yıldız binlerce kilometre öteye düşer. Birçok şehirde bunun gibi yürünebilir ölçek modelleri kurulmuştur ve birinde yürümek uzaklıkları gerçekten hissettirir.
Bu model bir şeyi daha gösterir: uzay araçlarının yolculukları neden yıllar sürer. Voyager araçları 1977'de fırlatıldı ve Neptün'e ulaşmaları on iki yıl aldı. Oort Bulutu'nun iç kenarına varmaları ise yüzlerce yıl sürecek.
Her şey nasıl oluştu?
Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce gökadamızdaki bir gaz ve toz bulutu, belki de yakında patlayan bir yıldızın etkisiyle çökmeye başladı. Büzüldükçe daha hızlı döndü ve bir diske dönüşerek yassılaştı. Malzemenin çoğu merkeze düşerek Güneş'i oluşturdu.
Diskte toz tanecikleri birbirine yapışarak çakıllara, sonra kayalara, sonra kilometrelerce genişlikte cisimlere dönüştü. Genç Güneş'e yakın bölgede buzun dayanamayacağı kadar sıcaktı. Bu yüzden orada gezegenler yalnızca kaya ve metalden oluşabildi ve iç gezegenler küçük ve kayalık kaldı. Daha dışarıda buz boldu, çekirdekler hızla büyüdü ve büyük miktarda gaz toplayarak devleri oluşturdu.
Asteroitler, Kuiper Kuşağı cisimleri ve kuyruklu yıldızlar artakalan yapı taşlarıdır. Bilim insanlarının onları bu kadar dikkatle incelemesinin nedeni de budur: Güneş Sistemi'nin en erken günlerinden kalma malzemeyi saklarlar.